ABD Üniversitelerinde Baskı ve Direniş: Trump Yönetimi Neden Akademik Özgürlüğü Hedef Alıyor?Trump yönetimi, uluslararası öğrenci ve akademisyenleri kampüslerden kaçırma, sınır dışı etme ve Filistin dayanışma hareketini susturma politikalarını hızlandırıyor. Bu makale, üniversitelerin kendi yöneticilerinin başlattığı baskı mekanizmalarının nasıl devlet eliyle tırmandığını çarpıcı örneklerle ortaya koyuyor. Columbia, Cornell ve Kaliforniya Üniversitesi gibi kurumların “liberal” kimliğine rağmen otoriterleşmeye nasıl ortak olduğunu, göçmen haklarından akademik özerkliğe kadar nelerin tehlikede olduğunu analiz ediyor.
Yazarlar Jon Archer, Alexandria H. ve Cameron Pádraig, devlet baskısının üç temel hedefini vurguluyor:
- Filistin direnişini akademiden silmek,
- İfade özgürlüğünü içi boş bir hukukî kavrama dönüştürmek,
- Yükseköğrenimi tamamen piyasanın hizmetine sokmak.
Ancak çözüm de kampüslerden yükseliyor: İşçi-öğrenci ittifakları, çapraz sendikal örgütlenmeler ve kitlesel grevlerle direnişin nasıl örülmesi gerektiğini UC Santa Cruz örneği üzerinden anlatıyorlar. “Üniversite yönetimlerine değil, birbirimize güvenmeliyiz” diyen bu metin, yalnızca ABD’deki akademisyenleri değil, küresel ölçekte otoriterleşmeye karşı mücadele eden herkesi ilgilendiriyor.
Okuyucuya Not: Bu makale, sadece bir “antisemitizm tartışması”nın ötesinde, kapitalist devletlerin eğitim kurumlarını nasıl terbiye ettiğini ve buna karşı nasıl örgütlenebileceğimizi anlamak isteyenler için kritik bir perspektif sunuyor.
Kaçırılmaları Durdurmak İçin Toplu Doğrudan Eylem Gerekecek
Trump yönetimi, uluslararası öğrenci ve çalışanları üniversite kampüslerinden kaçırmaya başladı. Üç akademisyen tarafından kaleme alınan bu makale, bu tırmanışın üniversitelerin kendi başlattığı baskı kampanyasıyla mümkün hale geldiğini savunuyor. Yazarlar, mevcut durumu ve nasıl bu noktaya geldiğimizi analiz ettikten sonra, “Direniş nasıl şekillenir ve bunu nasıl örgütleriz?” sorusuna yanıtlarını ortaya koyuyor.
Jon Archer, Alexandria H. ve Cameron Pádraig
Giriş
ABD İç Güvenlik Bakanlığı’nın (DHS) Mahmoud Khalil, Leqaa Kordia, Rumeysa Ozturk ve Badar Khan Suri’yi kaçırması, Momodou Taal ve Yunseo Chung’un sınır dışı edilme tehlikesi ve Ranjani Srinivasan’ın zorla yerinden edilmesi, ABD genelindeki üniversitelerde yükselen baskı dalgasının parçaları. Kaynak açısından zengin Siyonist örgütler, Demokrat Parti yetkilileri ve liberal üniversite yöneticilerinin kampüs protestolarını bastırmak için öncülük ettiği taktiklere dayanan Trump yönetimi, Filistin dayanışma hareketindeki göçmen ve mülteci örgütleyicilere karşı topyekûn bir saldırı başlattı. Önümüzdeki haftalarda ve aylarda, ABD doğumlular dahil kampüs muhaliflerini kaçırma, hapsetme ve sınır dışı etme girişimleri artabilir.
Bu tırmanış, en az üç hedefi olan devlet baskısının geniş stratejisinin bir parçası:
- Üniversitelerde Filistin dayanışmasını caydırarak, bölgedeki ABD destekli soykırım, emperyal genişleme ve kapitalist sömürüye karşı büyüyen muhalefeti zayıflatmak.
- Göçmenlik yasaları ve ifade özgürlüğüne dair belirli yorumları test ederek, yargının siyasi baskıya ne tür sınırlar koyacağını anlamak; böylece ABD veya Trump’a muhalif görülen her türlü söylemi bastırma yeteneğini genişletmek.
- “Antisemitizmle mücadele” kisvesi altında yürütülen bu saldırılarla, yüksek öğrenimi bağımsız bir kurum olarak çökertmek (zaten sınırlı olan bağımsızlığını tamamen yok etmek).
Direniş Zamanı Şimdi
Bu baskıcı aygıtın parçalarını yenmek için küçük ama önemli adımlar atılsa da, kalıcı zaferler için derin örgütlenme ve ilkeli koalisyonlar gerekiyor. Göçmen, emek ve Filistin dayanışma hareketlerini birleştirerek yalnızca kendimizi koruyacak gücü değil, aynı zamanda dengeyi lehimize çevirecek bir strateji geliştirebiliriz.
Nasıl Bu Noktaya Geldik?
Filistin dayanışmasını hedef alan taktikler, üniversitelerin “antisemitizm” ve “terör sempatizanlığı” naralarıyla başladı. Trump’ın müdahalesinden önce bile, sınıf tartışmalarının sansürü, öğrenci evlerine baskınlar ve “Zaman, Yer ve Tarz (TPM)” politikaları gibi uygulamalar yaygındı. Columbia Üniversitesi yönetimi, Mahmoud Khalil’in ICE gözaltı merkezinden yazdığı mektupta belirttiği gibi, “Filistin yanlısı öğrencileri keyfi cezalandırarak ve ırkçı ifşalara göz yumarak devletin hedef almasının zeminini hazırladı.”
Mevcut Durum
Trump’ın hazır reçeteyi benimsemesi şaşırtıcı değil. Ancak “liberal ilkeler” savunan üniversitelerin, Demokratlar yerine MAGA’cılar öğrencilerin peşine düşünce tavır değiştireceği varsayılmıştı. Columbia, maskeleri yasaklayıp güvenliği öğrencileri tutuklamakla görevlendirerek ve Orta Doğu çalışmaları bölümlerini kapatarak Trump’a teslim oldu. Cornell, Georgetown ve Kaliforniya Üniversitesi gibi “ilerici” kurumlar bile öğrenci ve çalışanları hedef alan otoriter tasfiyelere ortak oldu.
Nereye Gidiyoruz?
Sağın hedefi yalnızca muhalifleri temizlemek değil; üniversiteleri aşırı sağ hegemonyanın aracına dönüştürmek. ICE kaçırmaları, işten çıkarmalar ve federal fon kesintileri artacak. Hiçbir kurum “tarafsız” kalamayacak.
Nasıl Savaşabiliriz?
- Geniş Koalisyonlar: Kampüsü “sığınak” ilan etmek veya TPM politikalarını devirmek gibi somut hedefler etrafında birleşmek.
- İş Bırakma Eylemleri: Üniversitenin işleyişini durdurmak için grev ve kitlesel eylemler örgütlemek.
- İşçi-Öğrenci İttifakı: Göçmen ve emek örgütleriyle dayanışma.
Örnek: UC Santa Cruz Direnişi
UCSC’de altı sendika, TPM politikalarına karşı ortak bir kampanya başlattı. İnşaat işçileri sendikası Northern California Carpenters Union ve öğrenci gruplarıyla ittifak kuran işçiler, şubat ayında kitlesel bir miting düzenleyerek TPM’yi açıkça ihlal etti. Sendikaların grev tehdidi, üniversiteyi geri adım atmak zorunda bıraktı.
Sonuç
Üniversiteler, kapitalist düzenin aracı olsa da mücadele alanıdır. Yöneticilere güvenmek yerine, öğrenci ve işçilerin öz-örgütlülüğüne dayanan bağımsız bir hareket inşa etmeliyiz. Hem üniversitenin baskıcı yapısını hem de sağın saldırılarını aynı anda hedef alan bir stratejiyle kazanabiliriz.
Yazarlar
- Jon Archer: UAW 4811 sendikası üyesi akademisyen.
- Alexandria H.: California Fakülte Birliği (CFA) üyesi akademisyen.
- Cameron Pádraig: UAW 4811 sendikası üyesi akademisyen.