İzmir Valiliği, kentteki her türlü toplantı, gösteri yürüyüşü ve basın açıklaması yasağını 4 gün daha uzattığını duyurdu. Valiliğin yazılı açıklamasına göre, 26 Mart saat 00:00’dan 29 Mart saat 23:59’a kadar sürecek yasak, kamu düzenini sağlamak ve “provokatif eylemleri” önlemek gerekçesiyle alındı.
Bu karar, 21 Mart’ta getirilen 5 günlük yasağın ardından ikinci kez bir uzatma kararı olarak dikkat çekiyor. Kentte demokratik hakların kısıtlanmasına yönelik bu adım, yurttaşlar ve demokratik kitle örgütleri tarafından “keyfi ve antidemokratik” olarak değerlendiriliyor.
Gerekçe: Kamu Düzeni mi, Sessizlik Zorlaması mı?
Yetkililer, yasak kararının gerekçesini “kamu düzeninin korunması” ve “provokasyonların önlenmesi” olarak açıklasa da, eylem ve basın açıklamalarının tamamen engellenmesi, Anayasal hakların askıya alınması anlamına gelmiyor mu?
Bu tür yasakların siyasal atmosferi ve kamuoyunun tepkisini bastırmaya yönelik olduğu yönünde endişeler artarken, İzmir’de hak savunucuları, demokratik muhalefet ve yurttaşlar kararın iptal edilmesini talep ediyor.
Peki, İzmir Valiliği’nin bu yasağı gerçekten kamu güvenliği için mi, yoksa halkın sesini kısmanın bir yöntemi olarak mı uygulanıyor?